Seraların Özelliği Nedir?

25 05 2011

Bu deneme için bir ayakkabı kutusu, bir duvar termometresi bir parça saydam plastik levha gereklidir.
Güneşli bir havada, açıkta bırakılan termometrenin gösterdiği sıcaklığı bir yere not alın.
Sonra termometreyi ayakkabı kutusu içine koyup kutunun ağzını saydam plastik levha ile iyice kapatın. Yanlardan ve üstten açık bir ye kalmasın. Bunun için ya kutu bir plastik torba içine alın veya plastik parçayı kutuya yapıştırın. Hazırladığın bu kutuyu saydam yüzü güneşe gelecek şekilde bırakıp kutunun içindeki sıcaklığı 15 dakika sonra termometreden okuyun. Kutu içindeki havanın sıcaklığı ile dışarıda ki sıcaklığı karşılaştırın.
Sera güneşe bakan ön tarafı cam ya da plastik olan yapılardır. Güneşten gelen ışınlar havadan ve camdan kolaylıkla geçerek sera içinde bulunan her şeyi ısıtır. Işıyan enerjiden meydana gelen bu camdan dışarı çıkamaz ve sera içinde kalır. Böylece hem bitkiler için gerekli gün ışığı hem de sera içinde yüksek sıcaklık sağlanmış olur.





Havada Su Buharı Var mıdır?

25 05 2011

HAVADA SU BUHARI VAR MIDIR?

Bir şişe alıp. Çok soğuk suyla doldurup ve ağzını kapatın. Şişeyi oda sıcaklığında 10 dakika bekletince. Şişenin dışı buğulandığını görürsünüz. Parmağınla buğunun bir kısmını sıyırırsanız buğulanmayı daha iyi görebilirsininiz.
Peki şişenin ağzı kapalı olduğuna ve suyun içinde bulunduğu cam şişe , su geçirmediğine göre bu su damlacıkları nereden geldi. Bu su damlacıkları odamızda bulunan su buharıdır. Odada bulunan su buharı , soğuk şişemizin dış çeperine çarpınca yoğunlaşmış havada fark edemediğimiz su buharı su damlacıkları halinde ve görünür hale gelmiştir.





Toprak, Sudan Daha Çabuk Mu Isınır?

25 05 2011

Bu deney için aynı büyüklükte iki tencere, kuru toprak, su ve bir termometre sağlayıp. Kuru toprağı tencerenin birine, suyu diğerine k

oyalım. ikisi de aynı ağırlıkta olsun. Bunları bir süre gölgede bekleterek sıcaklıklarının aynı olmasını sağlayalım. Sonra her iki tencereyi güneşe bırakıp. Ara sıra toprağın sıcaklığını ölçelim. Toprak yeter derecede ısınınca hem toprağın hem de suyun sıcaklığını ölçüp. Aynı zaman içinde hangisi daha çok ısındığını defterine not edelim. Eğer hangisini daha çabuk soğuduğunu öğrenmek istersek her iki tencereyi de güneşten çekip soğumaya bırakıp termometre ile sıcaklıklarını karşılaştırabiliriz. Bu deney için aynı büyüklükte iki tencere, kuru toprak, su ve bir termometre sağlayıp. Kuru toprağı tencerenin birine, suyu diğerine koyalım. ikisi de aynı ağırlıkta olsun. Bunları bir süre gölgede bekleterek sıcaklıklarının aynı olmasını sağlayalım. Sonra her iki tencereyi güneşe bırakıp. Ara sıra toprağın sıcaklığını ölçelim. Toprak yeter derecede ısınınca hem toprağın hem de suyun sıcaklığını ölçüp. Aynı zaman içinde hangisi daha çok ısındığını defterine not edelim. Eğer hangisini daha çabuk soğuduğunu öğrenmek istersek her iki tencereyi de güneşten çekip soğumaya bırakıp termometre ile sıcaklıklarını karşılaştırabiliriz.





Isının Yayılma Yolları (Konu Anlatımı)

25 05 2011

Bulunduğu ortama göre sıcaklığı fazla (yüksek) olan her madde çevresine ısı aktarır, yayar. Masa, insan, ateş, buz, su kendisinden daha soğuk bir ortamda bulunduğunda çevresine ısı aktarır, yayar. Isı enerjisi, maddelerde çeşitli yollarla yayılır.
Isı enerjisi iletim, konveksiyon (taşıma = sıvı ve hava akımı) ve ışıma (radyasyon) yolu ile yayılır.

1- Isı Enerjisinin İletim Yoluyla Yayılması (İletim) (Taneciklerin Çarpışmasıyla Isının Yayılması) :
Maddeyi oluşturan taneciklerin birbirine çarpması ile ısı enerjisinin aktarılmasına ısının iletim yoluyla yayılması denir. Isı enerjisinin iletim yoluyla yayılması bütün maddeler taneciklerden oluştuğu için katı, sıvı ve gazlarda görülür. Fakat ısının iletim yoluyla yayılması katı maddelerde, sıvı ve gaz halindeki maddelerden daha kolay gerçekleşir. Katılar ısı enerjisini sadece iletim yoluyla yayarlar.
Katı haldeki maddenin bir ucu ısıtıldığında ısınan uçtaki tanecikler diğerleri ile çarpışarak ısıyı diğer uca aktarırlar.
Katı haldeki madde ısıtıldığında, ısı enerjisini alan katı madde tanecilerinin hareket (kinetik) enerjisi arttığı için titreşim hızı da artar. Titreşen tanecikler (yerinden ayrılamayacağı için) etrafındaki diğer taneciklere çarparak diğer tanecikleri de titreştirir ve o taneciklerin de titreşim hızını bu nedenle de hareket enerjisini arttırır. Böylece ısı enerjisi bir tanecikten diğerine aktarılarak madde boyunca iletilmiş yani yayılmış olur.

Isıtılan Teldeki Isı Enerjisinin Telde Yayılması

a) Sıcaklıkları Farklı İki Madde Arasındaki Isı Aktarımının İletim Yoluyla Gerçekleşmesi :
Isı enerjisinin iletim yoluyla yayılması, maddeler birbirine temas ettiğinde de gerçekleşir. Sıcaklıkları farklı maddeler birbirine dokundurulduklarında yani temas ettiklerinde, sıcaklığı fazla olan madde ısı kaynağı gibi davranarak sıcaklığı az olan maddeye ısı enerjisi aktarır.
Sıcaklığı fazla olan maddeye dokunan soğuk maddedeki tanecikler ısı enerjisini alır ve tanecilerin hareket enerjisi arttığı için titreşim hızı da artar. Titreşen tanecikler (yerinden ayrılamayacağı için) etrafındaki diğer taneciklere çarparak diğer tanecikleri de titreştirir ve o taneciklerin de titreşim hızını bu nedenle de hareket enerjisini arttırır. Böylece ısı enerjisi bir tanecikten diğerine aktarılarak madde boyunca iletilmiş yani yayılmış olur.
ÖRNEKLER :

1- Sobaya konan çaydanlığın kendinin ve metal kulpunun ısınması.
2- Sobadaki tencerenin içindeki metal kaşığın ısınması.
3- Sıcak tavadaki katı yağın erimesi.

b) Maddelerin Isı İletkenlikleri :
Bütün maddelerin ısı iletkenlikleri farklıdır. Bazı maddeler ısıyı hızlı, bazıları da yavaş iletirler. Isı enerjisinin iletim yoluyla yayılması bütün maddelerde görülür. Bütün maddeler taneciklerden oluştuğu için katı, sıvı ve gazlar ısı enerjisini iletim yoluyla yayabilirler.
Isı enerjisinin iletim yoluyla yayılabilmesi için maddeyi oluşturan taneciklerin birbiri ile çarpışması ve çarpıştığı taneciği de titreştirmesi (yani ona ısı enerjisi aktarması) gerekir. Bu nedenle ısı enerjisinin iletim yoluyla daha iyi yayılabilmesi için tanecikler arasındaki boşluğun az olması ve taneciklerin düzenli olması gerekir.
Isı enerjisinin iletim yoluyla yayılması katı maddelerde, sıvı ve gaz halindeki maddelerden daha kolay gerçekleşir. Bunun nedeni ise katı taneciklerinin düzenli ve aralarındaki boşluğun çok az olmasıdır. Sıvı ve gaz halindeki maddenin tanecikleri arasındaki boşluk katılara göre daha fazla ve tanecikler daha düzensiz olduğu için ısı enerjisinin sıvı ve gazlarda iletim yoluyla yayılması katılara göre çok daha yavaş gerçekleşir.
Bütün maddelerin ısı iletkenlikleri farklıdır. Isının bir maddedeki yayılma hızı o maddenin iletken mi yoksa yalıtkan mı olduğunu belirtir.
Isıyı iyi ileten maddelere ısı iletkeni denir. Isı iletkenlerini oluşturan tanecikler arasındaki boşluk çok azdır ve tanecikler düzenlidir. Isı iletkenleri kısa sürede büyük miktarda ısı iletirler. Metaller (Bakır, alüminyum, demir,…), diğer maddelere göre ısıyı daha hızlı iletirler ve ısı iletkenidirler.
Isıyı iyi iletemeyen maddelere ısı yalıtkanı denir. Isı yalıtkanlarını oluşturan tanecikler arasındaki boşluk çok fazladır ve tanecikler düzensizdir. Isı yalıtkanları kısa sürede çok az miktarda ısı iletirler. Tahta, plastik, beton, hava ısı yalıtkanıdır. Plastik köpük, cam yünü, pamuk, saman, asbest, çift camlı pencerelerdeki hava boşluğu, termoslardaki iç ve dış yüzey arasındaki havasız ortam (vakum) ısı yalıtımı için kullanılır.

SORU : 1- Isının farklı maddelerde farklı sürelerde yayılmasının nedeni nedir?
2- Tanecikleri arasındaki boşluk miktarı fazla olan sıvı ve gazlarda ısı iletimi hangi yolla olur?

NOT : 1- Elektrik enerjisini iletebilen maddelere iletken, iletemeyen maddelere yalıtkan denir. Elektrik enerjisini iyi iletebilen maddeler ısı iletkeni, iyi iletemeyen maddeler ise ısı yalıtkanıdır.

ÖRNEKLER :

1- Ateşin üstündeki üçayak ve onun üstündeki tencerenin ısınması.
2- Ateşin üstündeki tencerenin tutulurken kalın eldiven giyilmesi.
3- Tavaya konan katı yağın erimesi.
4- Bir ucu ateşin içindeki demir maşanın diğer ucunun ısınması.

ÖRNEKLER :

1- Şekildeki K çubuğu ısıtıldığında L, M, N noktalarındaki mumlardan (mumlara batırılan iğnelerden) hangisi önce erir (düşer)?

• K çubuğu ısıtılınca ısı, iletim yoluyla yayılacağı için önce L, sonra M, sonra da N mumu erir (iğnesi düşer).

2- Uzunlukları aynı, iletkenlikleri farklı olan üç cisim birleştirilip ortadan ısıtılıyor. X, Y, Z mumlarının erime (düşme) sırası nasıldır? (X, Y, Z mumlarından – balmumlarından – hangisi önce, hangisi sonra erir?)
• Orta iletken madde, ısıyı uçlarına aynı sürede ileteceği için önce Y mumu erir.
• İyi iletken ısıyı daha hızlı ileteceğinden sonra Z ve en sonra da X erir.
• Y, Z, X

3- Birbirlerine perçinlenmiş X, Y, Z balmumlarının bulunduğu K, L ve M çubukları özdeş ısıtıcılarla ısıtıldığında önce X, sonra Y, sonra da Z balmumu düşüyor. K, L, M metal çubuklarının ısı iletkenliklerini sıralayın.

• 1. ve 2. Çubuklar :
X, Y’ den önce düşüyor. 1. ve 2. çubukta L metali olduğu için 1.’ de X’ in önce düşmesinin nedeni K metalinin iletkenliğinin M metalinin iletkenliğinden büyük olmasıdır.
• 2. ve 3. Çubuklar :
Y, Z’ den önce düşüyor. 2. ve 3. çubukta M metali olduğu için 2.’ de Y’ nin önce düşmesinin nedeni L metalinin iletkenliğinin K metalinin iletkenliğinden büyük olmasıdır.
• L > K > M

4- Serin bir günde tahta sırada (bankta) oturan kişinin beton sıraya (banka) geçerse daha fazla üşümesinin sebebi nedir?

• Beton ısıyı tahtaya göre daha iyi iletir. Kişinin ısısını beton daha hızlı çeker ve başka bir yere iletir.

2- Isı Enerjisinin Işıma (Radyasyon) Yoluyla Yayılması (Tanecik Olmadan Isının Yayılması) :
Isı enerjisinin tanecik olmadan ışınlar sayesinde yayılmasına ışıma denir. Işıma yoluyla ısının yayılmasında temas yoktur ve ışıma ile ısının yayılması boşlukta ve saydam ortamlarda gerçekleşir.
Isı kaynağından çıkan ısı enerjisi etrafa enerji dalgaları şeklinde yayılır. Isı, ışık gibi davranır yani boşlukta veya saydam ortamlarda da yayılır. Isının iletim ve konveksiyon yoluyla yayılması için bir maddeye ihtiyaç olduğu halde ışıma yoluyla yayılması için bir maddeye ihtiyaç yoktur.
Bütün maddeler ışıma yoluyla etrafına az ya da fazla ısı yayarlar ve ışıma her yönde olur.
Koyu renkli yüzeyler, açık renkli yüzeylere göre hem daha fazla ışıma yaparlar hem de daha fazla ısı soğururlar.
Mat yüzeyler, parlak yüzeylere göre hem daha fazla ışıma yaparlar hem de daha fazla ısı soğururlar.

SORU : 1- Soğuk günlerde evin içinin sıcak, camın soğuk olmasının nedeni nedir?

a) Isının Güneş’ ten Dünya’ ya Ulaşması :
Dünya, Güneş ışınları sayesinde ısınır. Güneş’ ten yayılan ışınlar uzay boşluğunda yayılarak (hareket ederek) ışıma yoluyla Dünya’ ya gelirler. Uzay boşluğunda tanecik bulunmadığı için Güneş ışınları Dünya’ ya çok kısa sürede gelir.
Dünya, gündüz Güneş’ ten ışıma yoluyla gelen ışınlar sayesinde ısınır. Fakat geceleri, Güneş’ ten ışıma yoluyla ısı alamaz. Gündüz, Güneş’ ten ışıma yoluyla gelen ışınlar sayesinde ısınan Dünya, etrafına göre daha sıcak olduğu için gece etrafına ışıma yoluyla ısı yayar. Bu nedenle Dünya, gece ısı yaydığı için ısı kaybeder ve geceleri Dünya yüzeyi (taş, toprak, deniz, göl, kaya) daha soğuk olur.
Kışın güneşli günlerde evin güneş alan kısımlarının ısınmasının nedeni Güneş’ ten Dünya’ ya ışıma yoluyla ısının yayılmasıdır.

SORU : 1- Sıcak veya kışları soğuk geçen bölgelerde yaşanacak evler nasıl tercih edilmelidir?
2- Geceleri Dünya neden soğuk olur?
3- Neden havanın açık olduğu geceler bulutlu gecelerden daha soğuk olur?

ÖRNEKLER :

1- Soğuk bölgelerde Güneş gören ev ve işyerlerinin tercih edilmesinin nedeni, ışıma yoluyla gelen Güneş ışınları sayesinde ısınabilmek içindir.
2- Güneşli bir günde evin veya arabanın içinin ısınması fakat camın soğuk kalmasının nedeni cam gibi saydam maddelerin ışığı geçirdikleri için ısınmaması fakat cam ışığı geçirdiği için evin veya arabanın içinin ısınmasıdır.
3- Isı, yanan şömine, fırın ve lambadan ışıma yoluyla yayılır.
4- Güneş’ ten Dünya’ ya ısının gelmesi ışıma yoluyla gerçekleşir.
5- Topraktan yapılan cerelerin kullanılması.

b) Sera Etkisi :
Dünya’nın etrafını saran ve Dünya ile birlikte dönen hava tabakasına atmosfer denir. Güneş’ ten Dünya’ ya gelen ışınların bir kısmı atmosfere çarparak uzaya geri dönerken büyük bir kısmı da atmosferden geçerek yeryüzüne ulaşır. Atmosfer bu nedenle yeryüzünün fazla ısınmasını engeller. Ayrıca atmosferi oluşturan gazlar, yeryüzüne gelen ışınların bir kısmının uzaya yayılmasını engeller (engelleyen perde oluşturur).
Atmosfer, Güneş ışınlarının bir kısmının yeryüzüne ulaşmasına ve yeryüzüne ulaşan ışınların bir kısmının yeryüzüne çarparak uzaya geri dönmesine izin verirken yeryüzüne ulaşan ışınların bir kısmının da uzaya yayılmasını engeller ve bu ışınların yeryüzünde kalmasını sağlar. Atmosferin yeryüzüne çarpan ışınların tamamının uzaya yayılmasını engellemesine sera etkisi denir. Böylece Dünya, atmosfer sayesinde canlıların yaşamasına elverişli sıcaklığa sahip olur.
c) Küresel Isınma :
Atmosferi oluşturan bazı gazlar Güneş ışınlarının bir kısmının yeryüzünde kalmasını sağlar. Fakat atmosferdeki karbondioksit ve karbon monoksit gibi bazı gazların miktarının artması nedeniyle uzaya yayılması gereken ışınlar yayılamazlar ve Dünya normalden fazla ısınır yani sera etkisi artar. Bu olaya küresel ısınma denir. Küresel ısınmaya neden olan karbondioksit gazı, sanayileşmenin artması, araçlardan çıkan egzoz gazları, yeşil bitkilerin azalması ve petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtların çok kullanılması sonucu artar.

NOT : 1- 1950’ den bugüne kadar atmosferdeki zararlı gaz miktarı artmıştır.
2- Bulutsuz gecelerin, bulutlu gecelere göre daha soğuk olmasının nedeni sera etkisinin azalmasıdır.
3- Güneş ışınlarının zararları;
• Güneş yanığı yapar.
• Geçici olarak bağışıklık sistemini baskılar.
• Güneş ışınına duyarlı cilt hastalıklarının ortaya çıkmasına eden olur.
• Derinin destek dokularına zarar vererek deride kırışıklılığa yol açar.
• Gözde katarakt oluşumuna yol açar.
• Deri kanserlerine yol açar.
• Güneş ışınları tüm cilt kanserlerinin %90’ ınından sorumludur.
• Çocuklukta karşılaşılan Güneş yanıkları cilt kanseri riskini arttırır.
4- Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için;
• Güneşli günlerde 11.00 – 16.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalıdır.
• Bulutlu havalarda Güneş görünmemesine rağmen ışınları yine etkiler.
• Gölgelerde, Güneş ışınlarının %60’ ı engellenebilir.

d) Gece – Gündüz Arasındaki Sıcaklık Farklılığı :
Dünya’ da geceleri gündüzlerden daha soğuk olmasına rağmen gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı en fazla 10 – 15 0C olur. Gece ve gündüz arasında sıcaklık farkının fazla olmamasının nedeni, gece Dünya tarafından ışıma sonucu etrafa yayılan ısı enerjisinin atmosfer tarafından uzaya yayılmasının engellenmesidir. Atmosfer olmamış olsaydı gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı daha fazla olurdu.
Bazı gezegenlerde ve uydularda atmosfer olmadığı için gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı fazla olur. Dünya’nın uydusu olan Ay’da da atmosfer olmadığı için gece ve gündüz arasında sıcaklık farkı fazla olur (gündüzleri 120 0C, geceleri –155 0C). Bu nedenle atmosferi olmayan gezegenlerde ve uydularda gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı fazla olduğu için canlıların yaşaması mümkün olmaz. Atmosfer sayesinde yeryüzü sıcaklığı yaşanabilir derecede olur.

e) Işın Soğurma ve Işın Yansıtmanın Maddenin Rengine ve Parlaklığına Bağlılığı :
Maddelerin, üzerine düşen ışınları tutmasına soğurma (ışın yutma = ışın emme = ışın tutma) denir. Farklı renkteki yüzeyler üzerine düşen ışınları farklı miktarlarda tutarlar.
Koyu renkli yüzeyler üzerine düşen ışınların çoğunu soğururken çok az kısmını yansıtırlar. Açık renkli yüzeyler üzerine düşen ışınların çoğunu yansıtırken çok az kısmını soğururlar. Bu nedenle koyu renkli yüzeyler daha fazla ışın soğurduğu için açık renkli yüzeylere göre daha fazla ısınırlar.
Mat (parlak olmayan) yüzeyler üzerine düşen ışınların çoğunu soğururken çok az kısmını yansıtırlar. Parlak yüzeyler üzerine düşen ışınları yansıtırlar. Bu nedenle mat yüzeyler daha fazla ışın soğurduğu için parlak yüzeylere göre daha fazla ısınırlar.
Parlak ve yansıtıcı yüzeyler, üzerine düşen ışınları yansıttığı için ısınmazlar. Bu nedenle parlak ve yansıtıcı yüzeyler, ısı yalıtımı gerektiren yüzeylerin kaplanmasında kullanılır.

SORU : 1- Sıcak bölgelerdeki evler niçin beyaza boyanır?

NOT : 1- Kışları koyu renkli kıyafetler giyilmesinin nedeni, ışınları daha fazla soğurabilmesi
içindir.
Yazları açık renkli kıyafetler giyilmesinin nedeni, ışınları daha az soğurması, büyük bir kısmını yansıtmasıdır.
2- Termosun içinin parlak olmasının nedeni, içindeki maddenin ısısını emmeyip geri yansıtmasıdır. Böylece içindeki sıcak maddenin soğuması önlenmiş olur.
Termosun dışının parlak olmasının nedeni, dışarıdan gelen ısıyı emmeyip geri yansıtmasıdır. Böylece içindeki soğuk maddenin ısınması önlenmiş olur.
3- Güneş enerjisinin siyah renge boyalı paneli, ışıma yoluyla gelen Güneş ışınlarını daha fazla soğurarak siyah renge boyalı panelin içindeki borularda bulunan suyun ısınmasını sağlar.
Güneş enerjisinin panelindeki cam saydam olduğu için Güneş ışınlarını geçirir ve ısınmaz.
Güneş enerjisinin panelindeki siyah renge boyalı borular ışıma yoluyla gelen ışınlarla ısınırken iletim yoluyla ısıyı suya aktarırlar.
4- Ayna cepheli binaların yapılmasının nedeni ısı yalıtımını sağlamak içindir.

SORU : 1- Fırında pişirilen yemeklerin folyo ile kaplanması ne fayda sağlar?
2- Fırından çıkartılan yemeğin üstündeki folyo niçin soğuktur?
3- Isı Enerjisinin Konveksiyon (Taşıma = Hava ve Sıvı Akımı) İle Yayılması (Taneciklerin Yer Değiştirmesi İle Isının Yayılması) :
Isı enerjisinin hava veya sıvı akımı ile yani taneciklerin yer değiştirmesi ile yayılmasına ısının konveksiyon yolu ile yayılması denir. Isının konveksiyon yoluyla yayılması sıvı ve gazlarda olur, katılarda olmaz.
Sıvılar ve gazlar akışkan özelliktedir yani tanecikleri öteleme hareketi yapabilirler. Sıvı ve gaz halindeki madde ısıtılınca (daha fazla yer kaplayacağı için) yoğunluğu azalır (genleşir, hacmi artar ve yoğunluğu azalır). Yoğunluğu küçük olan madde daima üstte, yoğunluğu büyük olan madde de daima altta olacağı için yoğunluğu azalan sıcak madde, yoğunluğu fazla olan soğuk madde ile yer değiştirir yani yukarı çıkar. Yoğunluğu azalan sıcak madde yukarı çıkarken tanecikler ısıtılma sırasında aldıkları ısı enerjisini de beraberinde taşırlar. Böylece ısı enerjisi taneciklerin hareketi ile maddenin her tarafına taşınmış olur.

a) Konveksiyon Yoluyla Bulut Oluşumu :
Yeryüzünde bulunan sular, Güneş’ in ısı etkisiyle buharlaşarak su buharını oluştururlar. Yeryüzü ısındıkça ısınan hava taneciklerinin yoğunluğu azalır. Yoğunluğu azalan bu hava tanecikleri konveksiyon olayı ile yoğunluğu fazla olan soğuk hava tanecikleri ile yer değiştirir. Bu sayede sıcak hava tanecikleri yükselir. Sıcak hava tanecikleri yükselirken içindeki su buharı taneciklerini de beraberinde taşır. Hava taneciklerinin su buharı taneciklerini taşıması için havanın su buharına doyması ve ortamın (havanın) sıcaklığının düşmesi gerekir.
Sıcaklığı artan ve yoğunluğu azalan hava tanecikleri yükselirken kendinden daha az yoğun olan bir hava tabakasına ulaşır ve bu sırada yükselirken tekrar soğumaya başlar. (Her 100 m de 1 0C kadar soğur). Hava tanecikleri soğurken içindeki su buharı da soğur ve yoğunlaşarak tekrar su tanecikleri haline dönüşür.
Hava taneciklerinin atmosfere çıkarken içindeki su buharının su tanecikleri şeklinde yoğunlaşmasına bulut denir. Bulutların yeteri kadar soğuması ile yağışlar meydana gelir.

b) Konveksiyon Yoluyla Sıcak Hava Balonlarının Çalışması :
Bir cismin havaya yükselmesi için cismin yoğunluğunun havanın yoğunluğundan daha küçük olması yani cismin ağırlığının havanın ağırlığından (havanın kaldırma kuvvetinden) küçük olması gerekir. Bu düşünceye göre yapılan ilk uçabilen araçlar sıcak hava balonlarıdır.
Balonla ilk uçuş, 1783 yılında Joseph ve Etienne Montgolfier kardeşler tarafından gerçekleştirilmiştir. Montgolfier kardeşler kağıt bir balonla 1860 m yükselebilmişlerdir.
Balonların çalışma prensibi konveksiyon olayına dayanır. Konveksiyon olayına göre ısıtılan havanın yoğunluğu azalır ve yoğunluğu azalan hava yoğunluğu fazla olan hava ile yer değiştirirken yükselir.
Balonlarda yanmaz kumaşlardan yapılan ana gövde, bu gövdeye bağlı sepet ve balondaki havayı ısıtmak için kullanılan düzenek bulunur.

NOT : 1- Sıvı haldeki maddelerde tanecikler arasındaki boşluk katı maddelere göre daha fazla
olduğu için sıvılarda iletim yoluyla ısı yayılması katılara göre daha yavaş gerçekleşir.
2- Soğuk su üstte, sıcak su altta olduğu zaman ısı konveksiyon yoluyla yayıldığı için daha hızlı yayılır.
3- Sıcak su üstte, soğuk su altta olduğu zaman ısı iletim yoluyla yayıldığı için daha yavaş yayılır.
4- Katı maddelerde konveksiyonun gerçekleşmemesinin nedeni, katı taneciklerinin yer değiştirememesi yani öteleme hareketi yapamamasıdır.

SORU : 1- Volkan patlamaları nasıl gerçekleşir?
2- Bacalardan çıkan duman neden yukarı doğru hareket eder?

ÖRNEKLER :

1- Soba, kalorifer, klima havayı ısıtınca, ısınan hava genleşir ve yoğunluğu azalır. Bu nedenle ısınan hava tanecikleri hareket eder ve hareket ederken ısı enerjisini de beraberinde taşırlar.
2- Banyo kazanı, termosifon ve konveksiyon borusunda su ısıtılınca ısınan bölgedeki suyun yoğunluğu azalır ve yoğunluğu fazla olan su ile yer değiştirirken yukarı çıkar ve yerine soğuk su gelir.
3- Bir kazandaki su üstten ısıtılırsa konveksiyon akımı oluşmaz. Su kötü iletken olduğu için iletim yoluyla ısıyı iletmez. Suyun alt kısmı bu nedenle ısınmaz.





Atomlarda Isı Geçişi

25 05 2011

Isı, katı objenin sıcak bölümünden soğuk bölümüne geçer. Sıcak bölümdeki sürekli titreşen atomlar daha soğuk ve yavaş komşu atomları titreştirir.





Metal mi daha soguk yoksa tahta mı?

25 05 2011

METAL Mİ DAHA SOĞUK TAHTA MI?
Özellikle kış aylarında vücudumuzun sıcaklığı yaklaşık 37 derece iken, oda sıcaklığı yaklaşık 20 derece olur. Tabiî odadaki eşyalar da oda sıcaklığındadır. Ancak dokunduğumuzda, eşyalarımızın metal kısımlarını tahta kısımlarına göre daha soğuk hissederiz. Çünkü iyi bir iletken olan metal, hemen bizden ısı almaya başlar. Elimizde ısı kaybı olur ve elimiz üşür. Biz de metali daha soğukmuş gibi hissederiz. Ama tahta kısmı tuttuğumuzda tahta, metalin tersine kötü bir iletken olduğundan bizden daha az ısı alır. Biz de tahtayı, metalde olduğu gibi fazla soğuk hissetmeyiz. Aslında odamızdaki metal de tahta da aynı sıcaklıktadır. Farklı hissetmemizi sağlayan, sadece onların vücudumuzdan çektiği ısıların farklı olmasıdır.
Fende bir kural vardır.Duyu organlarımızla  yapılan gözlemler bizi yanıltır.Parmağimızı sıcak sudan ılık suya sokarsak ılık su bize soğuk,soğuk sudan ılık suya sokarsak ılık su bize sıcak gelir.





Isının yayılma yolları ve yayıldıkları ortamlar

25 05 2011

Isının yayılma yollarını ve yayıldıkları ortamı aşağıda verilen tablodaki gibi özetleyebiliriz.

İletim Konveksiyon Işıma
Nasıl ifade edelim? Isının katı hâldeki l maddelerde, taneciklerin birbirine çarpması ile , yayılma şeklidir. Isının, gaz ve sıvı hâldeki maddeleri oluşturan taneciklerin yer değiştirmesi ile yayılma şeklidir. Isının boşlukta ve saydam ortamlarda yayılma şeklidir.
Örnek verelim Bakır, alüminyum gibi katılarda olur. Sütün ısınması, rüzgâr ve bacadan çıkan dumanın hareketi esnasında görülür. Güneş, lamba ve ocaktan yayılır.




Fiziksel ve Kimyasal Olaylar

25 05 2011

Maddenin şekil, yoğunluk, çözünürlük, genleşme, erime ve kaynama noktaları, sıvı, katı ya da gaz hâlde olması gibi özellikleri maddenin fiziksel özellikleridir. Maddenin bu özelliklerinde görülen değişimleri fiziksel değişimdir. Maddenin iç yapısında değişme olmaz. Örneğin demirin, tel levha veya çivi hâline getirilmesi olaylarında demirin şeklinde bir değişim olmuştur. Çivi de, tel de demirin özelliklerini taşır. Suyun donup buz olması ya da ısınıp buharlaşması da fiziksel değişmedir. Çünkü su, katı veya gaz hâle geçerken iç yapısında bir değişme olmamıştır. Su buharı soğutulduğunda tekrar su elde edilebilir. Buz da ısıtıldığında tekrar suya dönüşür.
Fakat demir çivi paslandığında, artık demirin özelliklerini taşımaz. Odun baltayla ikiye kesilse odunun şekli değişir. Fakat odun yakıldığında geriye kalan kül, odunun özelliklerini taşımaz.
Yanma, paslanma, çürüme, ekşime, elektroliz gibi olaylar sonucunda maddenin iç yapısında değişmeler olur, yeni maddeler oluşur.
Maddenin iç yapısı, bileşimi, başka maddeye dönüşebilmesi gibi özelliklere kimyasal özellikler denir. Maddenin kimyasal özelliklerinde meydana gelen değişmeler sonucunda yeni özellikte maddeler oluşur. Kimyasal özelliklerdeki değişmelere kimyasal olay veya kimyasal tepkime denir. Bileşik atomlarını bir arada tutan bağlara kimyasal bağ denir. Kimyasal değişmeler sırasında bu bağlar kopar, yenileri oluşur. Kimyasal olaylar, maddelerin birbirleriyle etkileşmesi sonucu oluşabileceği gibi ısı, elektrik akımı gibi dış etkilerle de oluşabilir. Örneğin demirin havadaki oksijenle birleşmesi sonucu pas oluşurken, suyun elektrik akımıyla elektrolizi sonucu hidrojen ve oksijen gazları açığa çıkar.

Kimyasal Tepkimeler

Kimyasal değişmelere ya da kimyasal tepkimelere kimyasal reaksiyonlar da denir. Kimyasal tepkime sırasında değişim geçiren maddelere reaksiyona girenler, yeni oluşan maddelere de reaksiyondan çıkanlar ya da ürünler adı verilir.
Demirin paslanması sırasında havadaki oksijenle demir birleşerek demir oksit denilen pası oluşturur. Burada demir ve oksijen girenler, demir oksit ise çıkan üründür.
Kimyasal tepkimeler sırasında meydana gelen değişiklikler, kimyasal denklemlerle gösterilir.
Kimyasal denklemlerde giren ve çıkan maddeler formüllerle gösterilir. Örneğin kömür yanarken içindeki karbon havadaki oksijenle birleşir ve karbon dioksit gazı açığa çıkar. Bu olaya ilişkin tepkime denklemi şu şekilde yazılır:
C       +        O2 CO2
Kömür Oksijen         Karbon dioksit
Girenler                      Çıkanlar (Ürün)

Denklemden de görüldüğü gibi tepkimeye giren ve çıkan maddeler arasına ok konur. Giren maddeler okun sol tarafında, çıkanlar ise sağ tarafında bulunur.
Kimyasal denklemler tepkime hakkında bir çok bilgiyi basit bir şekilde göstermemize yarar. Örneğin; C + O2 CO2 tepkimesi bize 1 karbon atomuyla 2 oksijen atomunun birleşerek 1 karbon dioksit molekülü oluşturduğunu gösterir.

Tepkime Çeşitleri
Kimyasal tepkimeler gerçekleşirken bazı maddeler arasında bağlar koparken, bazı maddeler arasında yeni bağlar oluşur. Kimyasal tepkimeler oluş şekline göre sınıflandırılabilir:
1. Sentez (Birleşme) Tepkimeleri:
Element ya da bileşiklerin birleşmesiyle yeni bir madde oluşumuna sentez (birleşme) tepkimesi adı verilir.
Örnek; karbon dioksit ve suyun oluşumu:
C + O2 CO2
2 H2 + O2 2 H2O

2. Analiz (Ayrışma) Tepkimeleri:
Bir bileşik kendini oluşturan daha basit maddelere ayrışıyorsa, buna analiz (ayrışma) tepkimesi adı verilir.
Örnek; suyun ve potasyum kloratın (KClO3) ayrışması:
2 H2O 2 H2 + O2
KClO3 KCl + 3/2O2
3. Yer Değiştirme Tepkimeleri:
Bir element ve bir bileşik arasında ya da iki farklı bileşik arasında oluşan tepkimelerde, atomlar birbiriyle yer değiştirip yeni bileşikler oluşturabilir. Bu tip tepkimelere yer değiştirme tepkimesi adı verilir.
Örneğin magnezyum ile çinko oksit tepkimeye girdiğinde magnezyum oksit ve çinko oluşur.
Mg + ZnO MgO + Zn
Tepkime denkleminde de görüldüğü gibi elementler yer değiştirerek yeni bileşikler oluşturur.

Tepkime Denklemlerinin Denkleştirilmesi
Kimyasal tepkimelere giren maddelerle çıkan maddeleri oluşturan atomların cinsleri ve sayıları aynıdır. Dolayısıyla bir tepkime denkleminin sol ve sağ tarafında aynı cins ve aynı sayıda atom bulunmalıdır. Böyle tepkime denklemlerine denkleştirilmiş tepkime denklemi adı verilir.
Eğer bir tepkime denklemi denk değilse, formül ve sembollerin önüne uygun sayılar yazılarak tepkime denkleştirilir.
Örneğin su, oksijen ve hidrojenin birleşmesiyle oluşur. Fakat oksijen ve hidrojen tek atom hâlinde değil, O2 ve H2 molekülleri şeklinde ve gaz hâlde bulunur. Suyun tepkime denklemini H2 + O2 H2O şeklinde yazarsak denk bir tepkime denklemi yazmış olmayız. Çünkü giren atom sayısı ile çıkan atom sayısı aynı değildir. Girenler tarafında 2 tane O atomu, çıkanlar tarafında ise 1 tane O atomu vardır.
Denklemi denkleştirmek için H2 ve H2O’nun önüne 2 yazalım;
2 H2 + O2 2 H2O
4 adet H               4 adet H
2 adet O               2 adet O
Bu durumda girenler ve çıkanlar denkleşmiş olur.

Örnek:Magnezyum ve oksijen birleşerek Magnezyum oksit (MgO) bileşiğini oluşturur.Bu olayın tepkime denklemini yazın
Örnek: Metanın formülü CH4 olduğuna göre, metan ve oksijen arasındaki kimyasal denklemi yazınız.

Tepkimelerde Kütlenin Korunumu
Bir kimyasal tepkimede, tepkimeye giren maddelerin kütlelerinin toplamı, çıkan maddelerin kütlelerinin toplamına eşittir. Demirin kükürt ile tepkimesinden demir sülfür oluşur. Demir sülfürün tepkime denklemi şu şekildedir.
Fe + S FeS
56   32           88 g
Giren Çıkan
kütle = 56 + 32 = 88 g kütle = 88 g

Örnek: Kalsiyum karbonat ısıtıldığında kalsiyum oksit ve karbon dioksit maddelerine ayrışır.100 g kalsiyum karbonat ayrıştığında 44 g karbon dioksit çıktığına göre, kaç gram kalsiyum oksit oluşur?





KİMYASAL TEPKİMELER

25 05 2011

Fiziksel ve Kimyasal Olaylar
Maddenin şekil, yoğunluk, çözünürlük, genleşme, erime ve kaynama noktaları, sıvı, katı ya da gaz hâlde olması gibi özellikleri maddenin fiziksel özellikleridir. Maddenin bu özelliklerinde görülen değişimlere fiziksel değişim veya fiziksel olay adı verilir. Fiziksel olaylarda maddenin iç yapısında değişme olmaz. Örneğin demirin, tel levha veya çivi hâline getirilmesi fiziksel bir değişimdir. Bu olayda demirin şeklinde bir değişim olmuştur. Çivi de, tel de demirin özelliklerini taşır. Suyun donup buz olması ya da ısınıp buharlaşması da fiziksel bir değişmedir. Çünkü su, katı veya gaz hâle geçerken iç yapısında bir değişme olmamıştır. Su buharı soğutulduğunda tekrar su elde edilebilir. Buz da ısıtıldığında tekrar suya dönüşür.Demir, tel ya da çivi hâline getirilirken yapısında bir değişme olmaz. Fakat demir çivi paslandığında, artık demirin özelliklerini taşımaz. Bir odun baltayla ikiye kesilse odunun şeklinde bir değişme olur.Fakat odun yakıldığında geriye kalan kül, odunun özelliklerini taşımaz.
Yanma, paslanma, çürüme, ekşime, elektroliz gibi olaylar sonucunda maddenin iç yapısında değişmeler olur, yeni maddeler oluşur.
Maddenin iç yapısı, bileşimi, başka maddeye dönüşebilmesi gibi özelliklere kimyasal özellikler denir.Maddenin kimyasal özelliklerinde meydana gelen değişmeler sonucunda yeni özellikte maddeler oluşur. Kimyasal özelliklerdeki değişmelere kimyasal olay veya kimyasal tepkime adı verilir. Bileşik atomlarını bir arada tutan bağlara kimyasal bağ denir. Kimyasal değişmeler sırasında bu bağlar kopar, yenileri oluşur. Kimyasal olaylar, maddelerin birbirleriyle etkileşmesi sonucu oluşabileceği gibi ısı, elektrik akımı gibi dış etkilerle de oluşabilir.Örneğin demirin havadaki oksijenle birleşmesi sonucu pas oluşurken, suyun elektrik akımıyla elektrolizi sonucu hidrojen ve oksijen gazları açığa çıkar.

Kimyasal Tepkimeler
Kimyasal değişmelere ya da kimyasal tepkimelere kimyasal reaksiyonlar da denir.Kimyasal tepkime sırasında değişim geçiren
maddelere reaksiyona girenler, yeni oluşan maddelere de reaksiyondan çıkanlar ya da ürünler adı verilir.
Demirin paslanması sırasında havadaki oksijenle demir birleşerek demir oksit denilen pası oluşturur.Burada demir ve oksijen girenler, demir oksit ise çıkan üründür.
Kimyasal tepkimeler sırasında meydana gelen değişiklikler, kimyasal denklemlerle gösterilir.
Kimyasal denklemlerde giren ve çıkan maddeler formüllerle gösterilir.Örneğin kömür yanarken içindeki karbon havadaki oksijenle birleşir ve karbon dioksit gazı açığa çıkar. Bu olaya ilişkin tepkime denklemi şu şekilde yazılır:

C          +   O2 —->   CO2
Kömür      Oksijen     Karbon dioksit
Girenler                      Çıkanlar  (Ürün)
Denklemden de görüldüğü gibi tepkimeye giren ve çıkan maddeler arasına ok konur. Giren maddeler okun sol tarafında, çıkanlar ise sağ tarafında bulunur.
Kimyasal denklemler tepkime hakkında bir çok bilgiyi basit bir şekilde göstermemize yarar. Örneğin; C          +   O2 —->   CO2 tepkimesi bize 1 karbon atomuyla 2 oksijen atomunun birleşerek 1 karbon dioksit molekülü oluşturduğunu gösterir.

Tepkime Çeşitleri
Kimyasal tepkimeler gerçekleşirken bazı maddeler arasında bağlar koparken, bazı maddeler arasında yeni bağlar oluşur.Kimyasal tepkimeler, oluş şekline göre sentez, ayrışma ve yer değiştirme tepkimeleri olarak sınıflandırılabilir:
1. Sentez (Birleşme) Tepkimeleri:
Element ya da bileşiklerin birleşmesiyle yeni bir madde oluşumuna sentez (birleşme) tepkimesi adı verilir.
Örnek; karbon dioksit ve suyun oluşumu:
C   +   O2 —->   CO2
2 H2 + O2 —->2 H2O

2. Analiz (Ayrışma) Tepkimeleri:
Bir bileşik kendini oluşturan daha basit maddelere ayrışıyorsa, buna analiz (ayrışma) tepkimesi adı verilir.
Örnek; suyun ve potasyum kloratın (KClO3) ayrışması:
2 H2O —->2 H2 + O2
KClO3—-> KCl + 3/2O2
3. Yer Değiştirme Tepkimeleri:
Bir element ve bir bileşik arasında ya da iki farklı bileşik arasında oluşan tepkimelerde, atomlar birbiriyle yer değiştirip yeni bileşikler oluşturabilir. Bu tip tepkimelere yer değiştirme tepkimesi adı verilir.
Örneğin magnezyum ile çinko oksit tepkimeye girdiğinde magnezyum oksit ve çinko oluşur.
Mg + ZnO —-> MgO + Zn
Tepkime denkleminde de görüldüğü gibi elementler yer değiştirerek yeni bileşikler oluşturur.

Tepkime Denklemlerinin Denkleştirilmesi
Kimyasal tepkimelere giren maddelerle çıkan maddeleri oluşturan atomların cinsleri ve sayıları aynıdır. Dolayısıyla bir tepkime denkleminin sol ve sağ tarafında aynı cins ve aynı sayıda atom bulunmalıdır.Böyle tepkime denklemlerine denkleştirilmiş
tepkime denklemi adı verilir.
Eğer bir tepkime denklemi denk değilse, formül ve sembollerin önüne uygun sayılar yazılarak tepkime denkleştirilir.
Örneğin su, oksijen ve hidrojenin birleşmesiyle oluşur. Fakat oksijen ve hidrojen tek atom hâlinde değil, O2 ve H2 molekülleri şeklinde ve gaz hâlde bulunur.Suyun tepkime denklemini 2 H2 + O2 —->2 H2O şeklinde yazarsak denk bir tepkime denklemi yazmış olmayız. Çünkü giren atom sayısı ile çıkan atom sayısı aynı değildir. Girenler tarafında 2 tane O atomu, çıkanlar tarafında ise 1 tane O atomu vardır.
Denklemi denkleştirmek için H2 ve H2O’nun önüne 2 yazalım;
2 H2 + O2 —->2 H2O
4 adet H             4 adet H
2 adet O             2 adet O
Bu durumda girenler ve çıkanlar denkleşmiş olur.Şimdi de O2’nin önüne 1/2 yazalım;
H2 + 1/2O2 —->H2O
2 adet H              2 adet H
1 adet O              1 adet O
Görüldüğü gibi yine tepkimeye giren ve çıkan atom sayıları denkleşti.
O hâlde, denk olmayan bir kimyasal tepkime denklemi, formüllerin
başlarına katsayılar yazılarak denk hâle getirilebilir.

Örnek:Magnezyum ve oksijen birleşerek Magnezyum oksit (MgO) bileşiğini oluşturur.Bu olayın tepkime denklemini yazınız.
Örnek: Metanın formülü CH4 olduğuna göre, metan ve oksijen arasındaki kimyasal denklemi yazınız.

Tepkimelerde Kütlenin Korunumu
Bir kimyasal tepkimede, tepkimeye giren maddelerin kütlelerinin toplamı, çıkan maddelerin kütlelerinin toplamına eşittir.Demirin kükürt ile tepkimesinden demir sülfür oluşur (Kükürt = Sülfür). Demir sülfürün tepkime denklemi şu şekildedir.
Fe + S —->FeS
56    32         88 g
Giren            Çıkan
kütle = 56 + 32 = 88 g kütle = 88 g





BASİT TEPKİME DENKLEMLERİNİN YAZILMASI VE DENKLEŞTİRİLMESİ

25 05 2011

Kimyasal değişmelere ya da kimyasal tepkimelere kimyasal reaksiyon denir. Kimyasal tepkime sırasında değişim geçiren maddelere reaksiyona girenler, yeni oluşan maddelere reaksiyondan çıkanlar denir. Kimyasal tepkimeler de reaksiyona girenler ve çıkanlar bölümünün ortasında ok işareti çizilir. ——–>

Kimyasal tepkimeye girenler ——–> kimyasal tepkimeden çıkanlar

Kimyasal tepkimeler de; reaksiyona giren maddeler ortada bulunan ve ayraç olarak kullandığımız okun soluna, reaksiyondan çıkan yani yeni oluşan madde okun sağına yazılır.

Yukarıda ki başlık altında basit tepkime denklemlerinin yazılması ve denkleştirilmesi adına örnek verilecek olursa:)

Hidrojen ve oksijen elementlerinin suyun oluşması sırasında iki elementin atomları arasında kimyasal bir tepkime gerçekleşir. Tepkime hidrojen ve oksijen atomları arasında yeni bağlar kurulur ve su molekülleri oluşur.








Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.